Google, Microsoft, Amazon Apple’laşıyor mu ?

Apple’ın nasıl bir teknoloji firması olduğunu, daha doğrusu izlediği politikalara sık sık burada yer veriyoruz. Çünkü başarılı bir iş modeli ortaya çıkardılar. Tim Cook döneminde yenilikçi firma olma özelliklerini kaybetseler de, karlılık anlamında daha başarılı bir yerdeler.

 

Bugüne kadar; Apple, Microsoft ve Google bilişim sektörünün farklı alanlarında hizmet vererek hayatlarına başladılar.
Artık her yerde gerek röportajlarından gerek biyografilerinden gözümüze sokula sokula öğrendiğimiz üzere Jobs ve Wozniak ikilisinin araba garajında bilgisayar üretmesi başlayan Apple serüveni, Bill Gates’in disk işletim sistemleri yazarak başlattığı Microsoft serüveni ve arama motoru olarak başlayan Google serüveni.. Donanım, yazılım ve indeksleme kökenli firmalar bugün aynı şeyleri yapmanın derdinde.

 

Her yerde bas bas bağırılan gerçek, “günümüzün petrolü, veri”. Firmalar da bunu elde etmenin arayışında. Yöntemler farklı olsa da. (Bu yarış 3 firma ile sınırlı değil tabi) Toplanan veriler, ilgili firmalarla paylaşılmak suretiyle ticari değer kazanmanın yanında ürünler ile ilgili kamuoyu araştırması yapmaktan çok daha efektif sonuçlar veren bir yol haline geldi.

 

Bu nedenle teknoloji şirketleri için; faaliyet alanlarında daha rekabetçi ürün pazara sunup daha fazla satış grafiği yakalayarak kâr elde etmekle yetinmemeye başladılar.

 

Küçükten büyüğe bir sıralama yaparak anlatmaya başlayalım.

 

Apple sattığı ürünlerin tamamen kendi kontrolünde olmasını arzulayan bir firma. Yani kısaca alacağınız bir Apple ürününün içindeki yazılım Apple tarafından yapılmış demektir. Ne kendi donanımında başka yazılım çalışmasını ister ne de kendi yazılımlarının başka cihazlarda çalıştırılması. Hep benci bu yaklaşım nedeniyle haliyle pazar  payı rekabetçi olmaktan uzak kalıyor çoğu zaman.

 

Microsoft her cihazda benim yazılımım olsun diyen bir firma. GB’lar dolusu cihaz sürücü güncellemesi geldiğine tanık olabilirsiniz. Zaman zaman bu durum saç baş yoldurtacak kilitlenmelere neden olsa da firma bunu masaüstü bilgisayar ortamında başardı diyebiliriz.

 

Google ise; hangi işletim sistemini kullanırsan kullan, hangi bilgisayarı satın alırsan al yine gelip Google’da arama yapacaksın, youtube videosu izleyeceksin havalarında koltuğunda purosunu tüttüren patron gibi. Firmayı bu büyüklüğe ulaştıran da arama alanında tekel olmalarına borçlular.

 

Mobil tarafta ise Google, masaüstündeki Microsoft’un muadili diyebiliriz. Her akıllı telefonda benim yazılımım çalışsın.

 

Genel tabiriyle Google > Microsoft > Apple şeklinde kapsayıcı hizmet sunma ilişkisinden bahsedebiliriz. Böyle bir durumda iken neden diğer firmalar Apple’a benzemeye çalışsın ki ?

 

Aslında ilk benzeme çabası çok daha öncelerde başladı. Yazılım tabanlı iki firma olan Microsoft ve Google arasında. İlk olarak live.com ismiyle hayata geçen daha sonra Bing olarak adı değişen internet arama motorunu hizmete sundu Microsoft. Hatta o kadar ki, firmanın eylem planlarında arama motoru alanında önemli noktaya gelmek öncelikli hedeflerinden biriydi. Hatta ve hatta Bing’de arama yapanlara para verme noktasına kadar ilerletti bu işi. Daha sonra Google, bir türlü kullanıcıları memnun edemeyen Internet Explorer tarayıcısına alternatif olarak Chrome tarayıcısını pazara sundu. Bu savaşları kazanan Google oldu.

 

Bu dönemde Apple tamamen farklı bir gündem ile uğraşıyordu. Cep telefonu kavramını değiştiren iPhone’lar tanıtılmıştı. Apple iPhone’u tanıtmasaydı mobil iletişim ve bilişim sektörü bu noktaya gelir miydi, daha mı geç gelirdi bilmiyorum ama o tarihten itibaren bilgi teknolojileri sektörü köklü bir değişim yaşadı.  Aşağıda Google Pixel Event’te CEO Sundar Pichai’nin bahsettiği gibi PC -> Web -> Mobil şeklindeki geçişin son halkası yaşanmaya başladı. 2017 yılı itibariyle de yeni bir geçiş aşamasından bahsedemiyoruz.

 

Mobil bilişim teknolojisinin neleri değiştirdiği ayrı bir yazı konusu olacak nitelikte. Pek çoklarımız Apple diye bir firma olduğunu öğrendi, bazılarımız firmayı yeniden hatırladı, çoğumuz Nokia ve Ericsson markalarını unuttu. Firmalar açısından da kullanıcıların gündelik yaşamlarında da yer alma fırsatı doğurdu. Kişisel gizlilik ihlali için kullanılan “yatak odamıza girdiler” tabiri gerçek anlamıyla vuku buldu.

 

Bu noktadan sonra firmalar yeni stratejiler geliştirmeye başladı. Oyunun kuralları yeniden yazıldı. Apple ilki yapmanın getirdiği tekel olmanın kaymağını bir süre yedi. Sonra Google sahneye çıktı. Ondan sonra Microsoft çıkmaya çalıştı, çıkamadı 😃

 

Burada bahsettiğim gibi Apple sadece cihaz satmakla kalmak yerine bu cihazları almayı kolaylaştıracak mal ve hizmetler satma yoluna gitti. Google her mobil cihaza girmeyi denedi. Microsoft masaüstü pc pazarındaki gücüne güvenerek uzun süre mobil dünyaya kayıtsız kaldı.

 

Gelinen sürede anlaşıldı ki; bilgi teknolojilerinin gideceği yön az çok belli oldu ve bütün firmalar bu konuya yoğun mesai harcamaya başladılar. Dedğim gibi mobil ile birlikte mahrem alanlarımıza girmeyi başaran firmalar için yeni bir veri edinme kapısı doğdu. Dünya’da değerli madenlere sahip yeni bir kıta keşfedilmesi gibi. Tarih kitaplarında sömürgecilik yarışında geri kalan İtalya ve Almanya’nın bu konuda agresif bir dış politika izlemeleri sonucu Birinci Dünya Savaşı’nın çıktığı anlatılmaz mı. Yazımızdaki Almanya ve İtalya tam olarak Microsoft’a tekabül ediyor.

 

Böyle bir tablo mobil sektör bizi karşılıyorken Google’ın çok da hazzetmediği bir durum var. Android işletim sisteminin cihaz üreticilerinin elinde oyuncak olması. Hal böyle olunca Google cihazlar üzerinde tam anlamıyla hakimiyet kuramıyor. Telefon kullanıcıların en çok dert ettiği konulardan biri olan Andorid güncellemelerinin telefonları bayağı geç gelmesi sorunu sanal bir problem aslında. Yeni güncelleme verilmemesi üreticilerin yeni cihazlar sattırmak için de bir koz niteliği taşıyor. Bu durum da; root atma, android modlama gibi yeni iş kapıları açtı ki, Google’ın istemediği başka paydaşların da sisteme dahil olması anlamına geliyor.

 

Bu durumun önüne geçmek (geçmesi çok da mümkün olmasa da) en azından bir tedbir almak için Nexus cihazları projesi başladı. Huawei, HTC, LG gibi üreticilerle anlaşmalar yapılıp Nexus markalı saf Android yazılımının yüklü olduğu telefonlar piyasaya çıktı. Pek tabi beklenen ilgiyi görmedi. Takdir edersiniz bu çabalar da Google’ın mobil alanda Apple gibi yer alma konusunda attığı ilk adım oldu.

 

Nexus cihazı ile ilgili beklentileri karşılanmamış olan Google, yukarıda sunumunu bulabileceğiniz etkinlikte Pixel markalı, HTC üretimi kendi logosunun yer aldığı telefonlarını piyasaya sundu. Bu sefer, telefonun yanı sıra bir dizi Google markalı cihaz daha tanıtıldı.

 

 

Bu tanıtılan ürünlerin bir özelliği, başta Apple olmak üzere farklı üreticilere ait piyasadaki cihazlarının muadilleri olmasıydı.

 

 

Google Home -> Amazon Echo
Google Wifi -> Apple Airport Express
Daydream VR -> Oculus Rift/HTC Vive/ Samsung Gear VR
Chromecast Ultra -> Apple TV (Microsoft Wireless Adapter)
Tüm bunların ışığında Google’ın da tıpkı Apple kendi markasıyla gibi bir ekosistem kurma anlamında somut adımlar attığını görüyoruz.
Hatta aşağıdaki reklam filmlerinde de görebileceğiniz gibi kurgusal anlamda bile benzerlikten bahsetmekten mümkün

 

 

 

Diğer yandan mobil arenada umduğunu bulamayan Microsof, bu alandan (şimdilik) geri çekilmesinden önce Windows 10 işletim sistemini “tek platform, tek mağaza” mottosu için hazırlıyordu. ios işletim sistemi Mac bilgisayarlara gelir mi, MacOs ve iOs birleşecek mi gibi tartışmaları geriden bırakan Apple’ınkinden bile daha radikal bir hamle.

 

Yakın bir zamanda Microsoft yine bizleri şaşırtan bir hamle gerçekleştirerek Surface Dizüstü bilgisayarları ile birlikte Windows 10 S isimli işletim sistemini duyurdu. Uygulama mağazası dışından bir uygulama kurulumuna izin vermeyecek bu modifiye işletim sistemi için iPhone’ların bilgisayarlarda zuhur etmiş hali diyebiliriz. (Mac bilgisayarlarda çok geniş bir uygulama mağazası olsa da, Andorid cihazlar gibi gerekli ayarlar yapıldığında 3. parti uygulamalar kurulabiliyor.) Elbette Windows’un esnekliğinden faydalanmak isteyen kişilerin tercihi olmayacak ama eğitim amaçlı ya da kurumsal şirketlerin işine yarayabileceği düşünülüyor.

 

Önceki yazılarda sessiz sedasız kendi ekosistemini kuran Amazon’dan bahsetmiştik. 2012 yılında ilk donanımları Kindle e-kitap okuyucusunu piyasaya çıkardılar. Teknik olarak Apple’ın iPod cihazları gibi düşünülebilir. Desteklediği formatlar; azw3, mobi, pdf. Bugün piyasada en yaygın e kitap formatı olan e pub desteği yok. Tahmin edin Amazon bünyesindeki e-kitapları hangi formatta satıyor 😃 O dönemler tabletlerin yeni çıktığı ve altın çağlarını yaşamaya başladığı dönemlere denk gelince ve e-kitap okuyucuların, çoğu kişinin okumaya en çok ihtiyacı olduğu pdf formatı konusunda oldukça yetersiz olması nedeniyle Fire Tablet hamlesi geldi. Firmanın üçüncü donanımı Fire Phone’lar geldi. Amacın Samsung Apple seviyesinde onlara rakip olmak olmadığı baştan belli bir şekilde sahip olduğu kamerelar ile üç boyutlu tarama özelliği ile hatırlanacak bir telefon oldu. Dördüncü donanım olarak; yine mağazasındaki e-kitapların satışına benzer bir şekilde çevrimiçi video servisini satma aracı olarak Fire TV set-top-box lar geldi.

 

Amazon’un son donanım ailesi ise Echo hoparlörü oldu. Kindle dışında üstüne en çok düşülen cihaz (ya da daha doğru bir tabirle kindle’dan bu yana en çok ses getiren) donanım da bu oldu. Aynı zamanda yazımızın konusuna uygun şekilde pazarda yer aldıkları… Bu cihazın önemli özelliği Siri, Google Asistan, Cortana’dan sonra hayatımıza yeni bir sesli asistan sokması.  Echo aslında temel anlamda Alexa isimli bu asistana seslendiğimizi anlayacak bir mikrofon sistemi ile onun söylediklerini duymamızı sağlayan bir hoparlör sistemi. (Hoparlör olup da müzik çalmaması beklenemezdi elbette 😃 )  IFTTT adlı program sayesinde ev otomasyonu kurulduğunda ses ile evi yönetme konusunda bir hub görevi görmesi de mümkün, bazı çevrimiçi servislere bağlanıp onların içeriklerini duymak da.

 

Echo hoparlörü tanıtıldıktan kısa süre sonra Alexa sesli asistanını bazı cep telefonlarında da görmeye başladık. Çok açık bir şekilde Google Asistan’a rakip olmak istedikleri görülebiliyor.  Belki de dahili hoparlör ve mikrofon içeren her cihazda görmeye başlayacağımız bir yenilik olacak.

 

Bu yazının yazıldığı sıralarda Apple WWDC 2017 etkinliğini gerçekleştirdi ve ürün gamındaki yer alan cihazların yenilenmiş sürümlerinin yanı sıra HomePod isimli cihazı tanıttı. HomePod, firmanın geliştirdiği sesli asistan Siri ile çalışan ve Amazon’un echo muadili bir cihaz.

 

Böylelikle etkin bir şekilde kullanım alanı bulan sesli asistan geliştiren tüm firmaların bu asistanlar ile çalışan hoparlör çözümleri piyasaya çıkmış oldu. Cortana’yı da daha işlevsel bir hale getirdiğinde anı hamleyi Microsoft’tan da bekleyebiliriz. Ya da beklemek neden mantıklı olmaz, sonra değinelim.

 

Verileri ortaya koyduktan sonra yazıyı yavaş yavaş toparlamanın vakti geldi.

 

Aslında firmaların bir birlerine benzemeye çalıştığını söylemek zor. Çünkü atılan adımlar, “Apple şunu yapmaya başladı, biz de başlayalım”, “Google arama motoru olarak bu kadar büyüdü, biz de arama motoru açalım” tadında işler değil. İlk dönemlerde herkes kendi uzmanlık alanlarında ilerlemeyi tercih etti.

 

Internetin yaygınlaşması ile birlikte kullanıcılar, her geçen yıl daha fazla işini internet ortamı üzerinden yapma imkanına kavuştu.  Kullanıcıların internet üzerinden yaptığı her işlem, bu işlemi yapma imkanı tanıyan platform için veri elde etme kaynağı oldu. Internetin ilk yıllarında arama motorlarının işi web sayflarını indekslemekti. Çünkü işimize yarar web sitelerinin ne olduğunu bilmiyorduk. (Şimdiki gibi birkaç sosyal medya sitesi üzerinden her işimizi yapabildiğimizi düşününce…) İlerleyen yıllarda internette bulabileceğimiz bilgi çeşidi arttıkça, aramalarımız da çeşitlendi. Bu da arama yapılan servisin ihya olması demekti. Microsoft bunun önemini kavrayan ilk firmalardan biri oldu ve arama motoru olma konusunda ciddi çaba sarfetti.

 

Akıllı telefonlar, sadece masaüstümüzde yer alan bilgisayarları mobil hale getirmedi. Aynı zamanda internetimiz de mobil hale geldi. Dediğim gibi, mobil internet/akıllı telefonların hayatımızda değiştirdikleri ayrı bir yazı konusu olacak nitelikte. Bu teknolojinin yaygınlaşması, temelde aynı sisteme sahip cihazların hayatımıza girmesini sağladı. Buna mobil internetin yaygınlaşıp bu cihazlardan tükettiğimiz içeriğe her yerden erişebilme gibi bir konfora ulaşma ihtiyacı eklenince yeni yeni donanım ve servis seçenekleri ortaya çıktı.

 

Aslında diğer firmaların Apple’ı taklit etmesi durumu değil bu tablo. Mobil internet ve akıllı telefonlar ile değişen çağda kullanıcılar için yeni kullanım alanları doğdu. Apple, diğer yazılarımda da belirttiğim gibi bunu başarılı bir şekilde uygulamayı başaran ilk firma oldu. Diğerleri de bu yeni kullanım sahalarını kendileri doldurmaya çalışıyor. Amazon Echo, Google Home ve Apple HomePod örneğinde gördüğümüz gibi Apple da aklına gelmeyen hizmetleri sonradan sunmaya başlayabiliyor.

 

Sözün özü, büyük teknoloji şirketleri sahip oldukları dijital içerikleri kullanıcılarla, kendi donanımları üzerinden paylaşma eğilimine girmiş durumdalar. Amazon kendi alışveriş ağını, Apple iTunes içeriklerini, Google arama motoru olması nedeniyle dijital bilgiyi. Microsoft dijital içerik konusunda diğer rakiplerine kıyasla oldukça geride şu an. o yüzden dğer rakiplerine benzer bir donanım duyurması uzak bir ihtimal gibi gözüküyor.

 

Gelişen teknolojinin ortaya çıkardığı yeni pazarlarda bütün firmalar söz sahibi olmak istiyor. Bu konuda da elini çabuk tutan avantajlı duruma geçecek.  Diğer firmaların bu konuda atacakları adımları hep birlikte göreceğiz.

 

Share This: